Yerel ve Kırsal Kalkınma Uzmanlık Eğitimi Sertifika Programı
- ÇAYEKA

- 1 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur
Genç bir katılımcının gözünden çok aktörlü kalkınma deneyimi
2024 yazında, Özyeğin Üniversitesi tarafından düzenlenen Yerel ve Kırsal Kalkınma Uzmanlık Eğitimi Sertifika Programı’na katılma fırsatı buldum. 19–23 Ağustos 2024 tarihlerinde yüz yüze gerçekleştirilen bu program, benim için yalnızca yoğun bir eğitim süreci değil; yerel ve kırsal kalkınmayı yeniden düşünmeme vesile olan, ufuk açıcı bir deneyim oldu.
Programın ilk gününde “kalkınma nereye gidiyor?” sorusu etrafında yürütülen tartışmalar, kalkınmayı yalnızca ekonomik büyüme göstergeleriyle ele almanın ne kadar sınırlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Kalkınmanın tarihsel seyrine dair yapılan değerlendirmeler, bugüne kadar doğal kabul ettiğim birçok yaklaşımı sorgulamama neden oldu. Kır ve kent ilişkilerinin gıda güvenliği bağlamında ele alınması ise, gündelik hayatımızda sıradan görünen üretim ve tüketim pratiklerinin aslında ne denli karmaşık ilişkiler ağına dayandığını fark etmemi sağladı.
İkinci gün, topluluk temelli kalkınma ve kooperatifçilik deneyimlerine odaklanan oturumlar benim için özellikle öğreticiydi. Toplumsal cinsiyet perspektifinin kalkınma süreçlerinin merkezine yerleştirilmesi, kalkınmanın aynı zamanda bir adalet ve katılım meselesi olduğunu açık biçimde gösterdi. Kadın emeğinin görünür kılınması, gençlerin karar alma süreçlerine dahil edilmesi ve yerel aktörlerin güçlendirilmesi gibi başlıklar, kırsalda kalıcı dönüşümün ancak kapsayıcı ve eşitlikçi yaklaşımlarla mümkün olabileceğini düşündürdü.
Programın üçüncü gününde gerçekleştirilen teknik gezi, teorik çerçevelerin sahadaki karşılığını görmem açısından çok değerliydi. Bursa Yenişehir’de kooperatiflerin pazarlama kapasitelerini geliştirmeye yönelik çalışmalar, kadın girişimcilik merkezlerinde yürütülen üretim faaliyetleri ve İznik’te gözlemlediğimiz yerel dönüşüm örnekleri, “başka bir kırsal mümkün mü?” sorusuna somut yanıtlar sundu. Doğru örgütlenme modelleri ve güçlü dayanışma ilişkileri kurulduğunda, yerelde sürdürülebilir ve adil çözümler üretilebildiğini görmek umut vericiydi.
Dördüncü ve beşinci günlerde ise program daha çok geleceğe odaklandı. Sürdürülebilir tarım uygulamaları, tarımsal miras sistemleri, göçmen emeği ve yerel yönetimlerin kalkınmadaki rolü gibi başlıklar üzerinden yürütülen tartışmalar, kırsal kalkınmayı uzun vadeli ve çok aktörlü bir süreç olarak düşünmemi sağladı. “Play Marmara” adlı ciddi oyun çalışması ise, alışılmış tartışma biçimlerinin dışına çıkarak farklı aktörlerin bakış açılarını deneyimleme imkânı sundu. Yerel yönetimlerin dönüştürücü potansiyeline dair yapılan değerlendirmeler, kırsalda değişimin önemli taşıyıcılarından birinin yerel yönetimler olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu programdan geriye kalan en güçlü izlenimim şu oldu: kırsal kalkınma tek bir disiplinin, tek bir kurumun ya da tek bir aktörün işi değil. Akademinin bilgi birikimi, yerel halkın deneyimi, sivil toplumun sahadaki varlığı ve kamunun imkânları bir araya gelmeden kalıcı bir dönüşüm yaratmak mümkün görünmüyor. Bu bütüncül yaklaşım, programın benim için en önemli kazanımlarından biri oldu.
Bu deneyim, aynı zamanda gençlerin nitelikli eğitimlere ve saha temelli öğrenme süreçlerine erişiminin ne kadar belirleyici olduğunu da gösterdi. ÇAYEKA’nın sağladığı katılım desteği, tekil bir örnek olmanın ötesinde, sivil toplum alanında yaygınlaşması gereken bir yaklaşımı temsil ediyor. ÇAYEKA gibi daha fazla sivil toplum kuruluşunun gençlerle bu tür katılım destekleri üzerinden ilişki kurması, yeni destek biçimleri üretmesi ve gençlerin sivil topluma aktif biçimde dahil olmasını teşvik etmesi büyük önem taşıyor. Yerel ve kırsal kalkınma gibi uzun soluklu ve çok katmanlı alanlarda, gençlerin yalnızca izleyici değil, sürecin öznesi olarak yer alabilmesi için bu tür mekanizmaların çoğaltılması gerektiğine inanıyorum.
Geriye dönüp baktığımda, Yerel ve Kırsal Kalkınma Uzmanlık Eğitimi Sertifika Programı’nı yalnızca bir eğitim değil; birlikte düşünmeye, üretmeye ve dayanışmaya çağıran bir deneyim olarak görüyorum. Bu program, daha adil, dirençli ve sürdürülebilir bir kırsalın ancak ortak akıl ve kolektif çabayla mümkün olabileceğini bana güçlü biçimde hissettirdi.
Rabia Ferhan Kocaağa



















Yorumlar